Taşındığım evin balkonu tam altı metrekareydi ve ilk iki yıl orayı sadece çamaşır asmak, bir de kışlık lastikleri istiflemek için kullandım. Sonra bir yaz akşamı komşunun balkonunda oturup kahve içtim; aynı metrekare, ama insanın oturmak istediği bir yerdi. O akşam eve dönüp kendi balkonuma baktığımda, sorunun alanın küçüklüğü değil, benim oraya "oda" gözüyle bakmayışım olduğunu anladım. Aşağıda, kendi balkonumu ve sonrasında annemin terasını toparlarken öğrendiklerimi sırayla anlatıyorum.
Önce boşaltın, sonra ölçün. Balkonu tamamen boşalttığımda gerçek genişliğini ilk kez gördüm. Metreyi alıp eni, boyu, korkuluk yüksekliğini ve kapının açılış yönünü not edin. Kapı içeri mi dışarı mı açılıyor, bu detay masayı nereye koyacağınızı doğrudan belirliyor. Ben bunu atladığım için aldığım ilk masayı iade etmek zorunda kaldım.
Alana tek bir görev verin. Küçük bir alanda hem yemek yemeye hem uzanmaya hem de çalışmaya çalışırsanız hiçbiri olmuyor. Ben "sabah kahvesi ve akşam kitabı" dedim; iki kişilik yuvarlak bir masa ve iki katlanır sandalye yetti. Annemin altı metrelik terasında ise "misafir ağırlama" hedefi vardı, orada oturma grubu mantıklıydı. Kararı önce verin, mobilyayı sonra alın. Alan kullanımı konusundaki genel prensipler iç mekânda nasıl işliyorsa dışarıda da aynı şekilde işliyor: geçiş yolunu asla kapatmayın, en az 60 santimlik bir yürüme hattı bırakın.
Zemini halledin. Balkon dekorasyonunda en büyük dönüşümü zemin yaratıyor. Ben geçmeli ahşap deck karo kullandım; kutudan çıkıp birbirine tıklanarak takılıyor, kiracıysanız taşınırken sökebiliyorsunuz. Bir hafta sonunda tek başıma döşedim. Yalnız altına su birikmesin diye eğime dikkat edin ve yılda bir kez kaldırıp altını süpürün. Bütçe kısıtlıysa dış mekâna uygun, yıkanabilir bir halı da zemini bir anda değiştiriyor.
Gölge ve mahremiyet planlayın. Güneyden bakan bir balkonda öğleden sonra oturmak mümkün değil. Ben korkuluğa monte edilen bir tente taktırdım; daha ucuz bir çözüm isteyenler için gölge yelkeni veya büyük bir şemsiye de iş görüyor. Mahremiyet için korkuluğa hasır paravan, kamış veya bambu panel bağlayabilirsiniz. Rüzgârlı katlarda bunları plastik kelepçeyle en az dört noktadan sabitleyin, yoksa ilk fırtınada aşağı komşunun başına iner.
Yeşili katmanlayın. Dış alan dekorasyon bahçe fikirlerinin kalbi bitki. Hepsini yere dizmek yerine üç seviye kurun: zeminde büyük saksılar (defne, zeytin, ortanca), korkulukta askılı kutular (sardunya, kekik, biberiye), duvarda dikey raf veya file. Bakımı kolay başlangıç için sardunya, lavanta, sukulent ve nane iyi seçimler. Her saksının altına tabak koyun; yoksa alt kattaki komşuyla tanışma şekliniz hoş olmaz. Bitki ve doğal elemanlarla dekorasyon konusunu ayrıca inceleyip kendi ikliminize uygun listeyi çıkarmanızı öneririm.
Aydınlatmayı hafife almayın. Balkonu asıl "mekân" yapan şey akşam ışığıydı. Tavan lambası yerine katmanlı ışık kullandım: korkuluk boyunca sıcak beyaz peri ışığı, masada güneş enerjili bir fener, köşede bir mum grubu. Toplam maliyeti bir akşam yemeği kadardı ama etkisi mobilyadan büyük oldu. Güneş panelli ürünler kablo derdi olmadığı için balkonda çok pratik; yalnız panelin gün boyu ışık alan bir noktaya baktığından emin olun.
Tekstil ve aksesuarla bitirin. Dış mekân kumaşı (akrilik veya polyester) seçin, pamuklu minderler bir yağmurda küflenip gidiyor. İki minder, bir örtü, bir tepsi ve küçük bir yan sehpa; alan birden oturmaya davet eden bir yere dönüşüyor. Renkleri iç mekânla akraba tutun, salondan bakınca kopukluk hissi olmasın.
Depolamayı çözün. Üstü minderli sandık en sevdiğim parça: hem oturak hem de kışın minderleri, örtüleri, budama makasını attığınız yer. Balkonda dağınıklığın tek sebebi genelde eşyanın gidecek yerinin olmaması.