Aphrae Dekorasyon

Aksesuar ve Tamamlayıcı Elemanlar Kullanımı

Salonumu ilk döşediğimde her şey yerli yerindeydi ama odaya girdiğimde içimde bir "eksik" hissi vardı. Kanepe güzeldi, halının rengi tuttu, perdeler ölçüsündeydi. Yine de mekân, mobilya mağazasının vitrini gibi soğuk duruyordu. O eksikliğin adını sonradan koydum: aksesuar. Yastıklar, kilimler, tablolar, biblolar, mumluklar... Bunlar dekorasyonun süsü değil, aslında karakteri. Yıllar içinde kendi evimde dene-yanıl yöntemiyle öğrendiğim şeyleri burada adım adım anlatacağım.

Aksesuar neden bu kadar belirleyici?

Mobilya iskelettir, renk paleti cilttir; ev aksesuar dekorasyon tarafı ise mimiktir. Aynı beyaz duvarlı, gri kanepeli oda, üzerine attığınız üç yastık ve duvara astığınız iki çerçeveyle bambaşka bir kişilik kazanır. En güzel tarafı da şu: aksesuar değiştirmek mobilya değiştirmekten çok daha ucuz ve çok daha hızlı. Düşük bütçeyle ev güzelleştirme konusunu ciddiye alan biriyseniz, en büyük kaldıracınız burasıdır.

Adım adım uyguladığım yöntem

  1. Odayı boşaltıp "sıfır noktası"nı görün. Ben her düzenlemeye, rafların ve sehpaların üzerindeki her şeyi bir kutuya toplayarak başlıyorum. Odayı çıplak haliyle görmek, neyin gerçekten gerekli olduğunu anlamanın en dürüst yolu. Kutudaki eşyaların yarısını geri koymadığımı fark ettiğimde, aslında evimi yıllardır fazlalıkla doldurduğumu anlamıştım.

  2. Üç renkli bir palet belirleyin. Bir ana renk (genelde nötr), bir destek rengi ve bir de vurgu rengi. Aksesuarları bu üç renk üzerinden seçince, birbirinden bağımsız alınmış onlarca parça bile aynı ailedenmiş gibi görünüyor. Renk seçimi rehberinde anlattığım 60-30-10 mantığını burada da aynen kullanıyorum: vurgu rengi toplamın onda birini geçmesin.

  3. Yastıklarla başlayın, çünkü en affedici alan orası. Üçlü kanepede tek sayı çalışıyorum: 3 veya 5 yastık. Ölçüleri farklı olsun (45x45, 50x50, bir de 30x50 sırt yastığı). Doku karıştırın: biri düz keten, biri kadife, biri örgü ya da desenli. Ve şu detay çok önemli: yastık kılıfının içine bir beden büyük iç yastık koyun. 45'lik kılıfa 50'lik iç kullanıyorum; yastık o dolgun, otel görünümünü ancak böyle alıyor. Boş boş sarkan yastık kadar odayı yorgun gösteren şey yok.

  4. Halıyı "ada" değil "bağlayıcı" olarak düşünün. En sık gördüğüm hata, odanın ortasına küçücük bir halı serip mobilyaları uzaktan seyrettirmek. Kural şu: en azından ön ayaklar halının üstünde dursun. Oturma grubunun tamamı halıya oturuyorsa daha da iyi. Yemek masasında ise halı, sandalyeler geri çekildiğinde bile onları taşıyacak kadar büyük olmalı; masanın her kenarından yaklaşık 60-70 cm taşması yeterli. Mobilya dizaynı ve alan kullanımı tarafında hangi yerleşimi seçtiyseniz, halı onu çerçevelemeli.

  5. Perdeyi pencereye değil, duvara asın. Bunu öğrendiğimde evimin tavanları 20 santim yükselmiş gibi oldu. Korniş kasanın hemen üstüne değil, mümkünse tavana yakın; genişlik olarak da pencerenin iki yanından 15-20 cm taşacak şekilde. Böylece perde açıkken camı kapatmıyor, gün ışığı içeri doluyor. Uzunlukta ise yere değecek ya da 1 cm boşluk kalacak kadar uzun kumaş tercih ediyorum; ortada asılı kalan perde, pantolonu kısa gelmiş takım elbise gibi duruyor. Şeffaf tül + kalın fon ikilisi hem aydınlatma kontrolü hem katman hissi veriyor.

  6. Sanat eserini göz hizasına asın. Tablonun merkezi yerden yaklaşık 145-150 cm yükseklikte olmalı. Kanepenin üstüne asıyorsanız, çerçevenin alt kenarı ile sırtlık arasında 20-25 cm bırakın; daha fazlası tabloyu havada yalnız bırakır. Genişlik olarak eser, altındaki mobilyanın en az üçte ikisi kadar olsun. Galeri duvarı yapacaksanız, önce yere dizip fotoğrafını çekiyorum; sonra gazete kâğıdından şablon kesip bantla duvara yapıştırıyorum. Delik açmadan önce günlerce bakabilmek çok şey kurtarıyor.

  7. Yüzeyleri üçgen kuralıyla düzenleyin. Sehpa, konsol, kitaplık rafı... Her yüzeyde farklı yükseklikte üç obje kullanıyorum: uzun bir şey (vazo, mumluk), yatay bir şey (üst üste iki kitap, tepsi) ve organik bir şey (bitki, seramik kâse). Bu üçlüyü hayali bir üçgen oluşturacak şekilde konumlandırınca kompozisyon hemen oturuyor. Bitkiler burada özellikle işe yarıyor; canlı yeşil, en steril köşeyi bile yumuşatıyor.

  8. Ayna ve metal ile derinlik ekleyin. Dar koridorumda karşı duvara astığım büyük ayna, alanı gerçekten iki katına çıkardı gibi hissettiriyor. Aynayı asarken neyi yansıttığına dikkat edin; ideali bir pencereyi ya da güzel bir köşeyi yansıtması. Pirinç, siyah metal veya krom detayları odaya en fazla iki tonda dağıtıyorum.

  9. Son adım: geri çekilip bir şeyi kaldırın. Bitirdiğimi düşündüğüm noktada kapıdan içeri yeniden giriyorum ve gözüme ilk çarpan fazlalığı alıyorum. Neredeyse her seferinde oda daha iyi oluyor.

Sık yapılan hatalar