Oturduğum ilk kiralık evin banyosu 2,5 metrekareydi. Kapıyı açtığınızda lavabo, üç adım ötede duş teknesi, arada da bir çamaşır makinesi... Sabah dişimi fırçalarken dirseğim duvara değiyordu. Duvarları yıkma iznim de bütçem de yoktu; elimde sadece bir rulo, bir kutu boya ve internetten bulduğum yarım yamalak fikirler vardı. O banyoda üç yıl yaşadım ve o üç yılda küçük banyo dekorasyon konusunda kitaplardan öğrenemeyeceğim şeyleri öğrendim. Şimdi anlatacaklarımın hepsini kendi ellerimle denedim; işe yaramayanları da söyleyeceğim.
Metrekare artmıyor, bunu baştan kabul edelim. Yaptığımız şey, gözün mesafeyi ölçme biçimini değiştirmek. Göz; ışığın nereden geldiğine, yüzeylerin kaç parçaya bölündüğüne ve kesintisiz bir hat görüp görmediğine bakarak "burası dar" ya da "burası ferah" kararını veriyor. Yani hedefimiz kesintileri azaltmak, ışığı çoğaltmak ve yatay-dikey hatları uzatmak.
Önce boşalttım, sonra ölçtüm. Banyodaki her şeyi koridora çıkardım. Boş banyoyu görünce şaşırdım, çünkü sandığımdan geniş görünüyordu. Sorunun büyük kısmı eşya kalabalığıydı. Sonra metreyle duvar yüksekliğini, lavabo derinliğini ve kapının açılma yayını ölçüp bir kağıda çizdim. Kapının süpürdüğü alanı çizmek çok işe yaradı; oraya hiçbir şey koyamayacağımı anladım.
Renk paletini üç tona indirdim. Duvar için kırık beyaz, zemin ve fayans için açık grimsi bej, aksesuarlar için de tek bir vurgu rengi (bende yeşil oldu). Açık renkler ışığı yansıttığı için duvarlar geriye çekiliyor. Ama "beyaz" derken buz gibi bir beyaz seçmeyin, banyo hastane gibi oluyor; kremli, sıcak beyazlar daha yumuşak duruyor. Renk kararını verirken evin geneliyle uyumu da düşündüm, çünkü koridordan banyoya geçerken ton kopukluğu olursa banyo daha küçük bir kutu gibi algılanıyor. Renk seçimi rehberindeki mantığı burada da işlettim: küçük alanda kontrast azaltılır, benzer tonlar yan yana kullanılır.
Aynayı büyüttüm ve doğru yere astım. En büyük fark burada oldu. Küçük bir dolap aynasını söküp lavabo genişliğinin tamamını kaplayan, yukarı doğru uzayan bir ayna taktım. Ayna, karşısındaki en aydınlık yüzeyi yansıtmalı; benim durumda küçük pencereyi karşıdan gören duvara koydum ve banyo bir anda iki katı hissi verdi. Aynanın alt kenarını lavabo bataryasına yaklaştırıp üst kenarını tavana 15-20 cm bırakacak kadar yükselttim. Bu dikey uzama, tavanı yüksek gösteriyor.
Aydınlatmayı tek ampulden kurtardım. Tavan ortasındaki tek beyaz ampul, yüzünüze gölge düşürüyor ve köşeleri karanlık bırakıyor. Köşeler karanlıksa oda küçüktür. Ben tavan armatürünü daha geniş yayılımlı bir yüzey armatürüyle değiştirdim, aynanın iki yanına da birer duvar aplik ekledim. Işık rengini 3000K civarında, hafif sarıya çalan tonda tuttum. Aydınlatma ile atmosfer yaratma konusunda öğrendiğim en önemli kural şu: bir mekânda en az iki ışık kaynağı olmalı ki gölgeler yumuşasın.
Zemini kesintisiz yaptım. Küçük banyoda küçük karo kullanmak, zemini yüzlerce parçaya bölüyor. Ben derz sayısını azaltmak için daha büyük formatlı, açık renkli karo seçtim ve derz rengini karoya yakın tuttum. Aynı karoyu duş içine kadar devam ettirdim; zeminde renk değişimi olmadığı için göz durmadan ilerliyor. Halının banyoda ne kadar yer kapladığını da fark ettim, o kocaman peluş paspası kaldırıp lavabo önüne dar bir tane koydum.
Depolamayı yukarı taşıdım. Yer kaplamayan depolama, küçük banyonun can simidi. Kapının üstüne rafa benzer bir ahşap kiriş monte ettim, yedek havluları oraya kaldırdım. Tuvaletin üzerindeki boşluğa iki dar raf, duş içine köşe rafı, lavabo altına da kapaklı küçük bir dolap. Yerde duran her sepet, kova, tabure hemen hemen bir metrekare kaybı demek. Mobilya ve alan kullanımı yazısında anlattığım "dikeye taşı" mantığı en çok banyoda işe yarıyor.
Görsel gürültüyü sildim. Şampuan, duş jeli, temizlik ürünleri... Hepsi farklı renkte ve markada. Bunları benzer görünen iki üç şişeye aktardım, kalanını dolaba kaldırdım. Duş perdesini de opak vinilden şeffafa çevirdim; perde kapalıyken bile duşun arkasındaki duvar görünüyor, mekân bölünmüyor. Şeffaf perde istemezseniz, duvarla aynı tonda düz bir perde seçin, desenli olanlar duvarı öne çekiyor.
Son olarak dokunuş ekledim. Bir tutam yeşillik (nemi seven bir bitki), tek renk katlanmış havlular, ahşap bir sabunluk. Aksesuarda kural sayıyı azaltmak: üç iyi parça, on ucuz parçadan çok daha ferah durur. Bu noktadan sonra isteyen banyoyu spa hissi verecek şekilde de geliştirebilir, ama önce ferahlık kurulmalı.