İlk kez endüstriyel tarzla tanıştığım yer, bir arkadaşımın eski bir matbaadan bozma stüdyo dairesiydi. Tavanda çıplak kalmış borular, duvarda sıvası dökülmüş bir tuğla parçası ve ortada kalın ahşap tablalı, siyah metal ayaklı bir masa vardı. O gün anladım ki bu tarz, "eksik" görünen şeyleri saklamak yerine öne çıkarmakla ilgili. Kendi evimde de yıllar içinde adım adım bu dili kurdum; şimdi hem işe yarayanları hem de tam tersini denediğim yerleri anlatacağım.
Kısaca: fabrika ve atölye estetiğinin eve taşınması. Metal, demir, ham ahşap, beton, cam ve deri bir araya geliyor; yüzeyler cilalı değil, dokulu. Ama benim asıl keşfim şu oldu: endüstriyel stil ev soğuk olmak zorunda değil. Sertliği masif ahşabın sıcaklığı ve doğru aydınlatma dengelemezse sonuç yaşanabilir bir ev değil, dekor stüdyosu oluyor. Ben bu dengeyi "üçte iki sert, üçte bir yumuşak" diye tutuyorum.
İlk yaptığım şey, odada kapatmaya çalıştığım kusurları listelemek oldu. Boyası dökülen duvar, görünen kablo kanalı, kaba beton eşik... Bunların bir kısmı endüstriyel tarzın en değerli malzemesi. Bir kutu boyayla üstünü kapatmak yerine, koruyucu şeffaf vernikle sabitledim. Bu adımda odanın ölçüsünü ve pencere yönünü de not edin; ışık az geliyorsa koyu renklerle fazla ileri gitmemek gerekiyor.
Benim paletim şöyle: antrasit veya füme (metal ve doğrama), sıcak orta ton ahşap (mobilya), kirli beyaz ya da beton grisi (duvar). Buna tek bir vurgu rengi ekliyorum, genelde koyu taba deri ya da paslı kiremit. Renk seçiminde zorlanıyorsanız, sitedeki renk rehberinde anlattığım gibi önce büyük yüzeyi belirleyip küçüklere doğru inmek çok işe yarıyor.
Odanın kalbi olacak tek bir mobilya belirleyin. Salonda bu benim için kalın masif ahşap tablalı, U profil demir ayaklı yemek masasıydı. Yatak odasında boru profil karyola, çalışma odasında metal ayaklı geniş tezgah. Ana parça netleşince gerisi kendiliğinden dizilir; ana parça yoksa oda birbiriyle yarışan metal eşyalar mezarlığına dönüşüyor.
Saf metal mobilya bana hep depo hissi verdi. Bu yüzden mümkün olan her yerde iki malzemeyi tek parçada buluşturuyorum: demir iskeletli ahşap raflı kitaplık, metal kafesli sehpa, borudan yapılmış askı çubuğu üstüne ahşap kapak. Kendi kitaplığımı hırdavatçıdan aldığım galvaniz su borusu ve flanşlarla kurdum; iki akşam sürdü, en beğenilen parçam oldu. Boruları monte etmeden önce tinerle yağını almayı unutmayın, aksi halde matlaştırıcı vernik tutmuyor.
Tuğla görünümlü panel, mikro beton sıva ya da tek duvarda koyu mat boya... Ben tuğlayı sadece bir duvarda kullanıp diğerlerini sakin bıraktım. Üstüne çerçevesiz metal levhalar, eski teknik çizimler, bir de manyetik metal pano astım. Duvar tasarımı fikirlerini anlattığım sayfadaki "tek odak duvarı" kuralı burada da geçerli: her duvarı konuşturursanız hiçbiri duyulmuyor.
Endüstriyel tarzın en kolay ve en etkili adımı bu. Sarkıt kablolar, kafesli ampuller, metal huni abajurlar, mafsallı duvar lambaları. Ben tek bir tepe lambası yerine üç kademeli kurdum: tavanda ray spot, masa üstünde sarkıt, köşede yerden aydınlatan tripod lamba. Ampullerde 2700K civarı sıcak beyaz seçtim; beyaz ışık metalle birleşince ortam ameliyat odasına benziyor. Aydınlatmayla atmosfer kurma konusunu ayrıca detaylandırdığım sayfa bu adımı planlarken elimin altındaydı.
Son adım en çok atlanan adım. Kalın dokuma bir kilim, keten perde yerine metal borulu ray üstünde ağır kumaş, deri puf, yün atkı-battaniye. Bitkiler de burada devreye giriyor: sansevieria, kaktüs ve büyük yapraklı bir bitkiyi metal kovalara yerleştirdim. Aksesuar seçiminde kural basit: az sayıda, büyük ve dokulu.
Kapaklı dolap yerine açık raf, tel sepet, metal sandık, tahta kasa. Ama görünür depolama düzen ister. Ben mutfakta baharatları aynı tip cam kavanozlara aktardım, banyoda havluları metal sepete rulo yaptım. Alan kullanımı ve mobilya yerleşimi konusunda yazdıklarım burada işe yarıyor: geçiş yollarını 70 santimden dar bırakmayın, yoksa metal köşeler bacaklarınızı unutmaz.